İçeriğe atla
Kısa Yazı

Hayatınızdan başka birinin sorumlu olduğuna karar verdiğinizde—bu bir kişi…

Hayatınızdan başka birinin sorumlu olduğuna karar verdiğinizde—bu bir kişi, bir iş veya bir hükümet olabilir—ona üzerinizde güç vermiş olursunuz. Hayatınızdan kendinizin sorumlu olduğuna karar verdiğinizde ise kendinizi güçlendirirsiniz. Sorumluluk, güçtür.

Hayatımızın dümenini başkasına verdiğimizde, yön değiştirme hakkını da ona devretmiş oluruz. "Her şey patronum yüzünden", "hükümet yüzünden", "ailem yüzünden" demek rahatlatıcıdır, ama aynı cümle değişimin anahtarını karşı tarafın eline bırakır. Manson'ın vurguladığı nokta, sorumluluğun suçluluk demek olmadığıdır. Başımıza gelenlerin çoğunu biz seçmemiş olabiliriz, fakat bunlara nasıl karşılık vereceğimiz bizim elimizdedir. Bu bakış, Stoacıların kontrol edebildiğimizle edemediğimizi ayırma çabasına ve psikolojideki "kontrol odağı" kavramına yakındır.

Somut bir örnek verelim. Yıllardır işinden yakınan biri, mutsuzluğunun sorumlusu olarak müdürünü görüyor olabilir. Müdür değişmedikçe hiçbir şey değişmeyecekmiş gibi gelir. Oysa "Ben ne yapabilirim?" diye sormaya başladığında seçenekler belirir: özgeçmişini güncellemek, başka bir birimle görüşmek, sınır koymak, yeni bir beceri öğrenmek. Hiçbiri kolay olmayabilir, ama artık bekleyen taraf değil, harekete geçen taraftır.

Sorumluluk ilk bakışta ağır bir yük gibi görünür. Aslında elimizdeki tek kaldıraçtır. Onu üstlendiğimiz ölçüde hayatımız üzerinde söz sahibi oluruz.

➤