Hayat; büyüme, hayatta kalma, kuvvetlerin birikimi ve güç için bir içgüdüdür.
Hayatın temelinde huzur ya da mutluluk değil de büyüme ve kendini artırma eğilimi yatıyorsa, insanın yerinde saymaktan rahatsız olması çok doğal sayılır. Nietzsche'nin bakışı buna dayanır: Canlı olan yalnızca ayakta kalmakla yetinmez, gücünü biriktirir, yeteneklerini derinleştirir, çevresine etki eder. Buradaki "güç" başkalarını ezmekten çok, kişinin kendi imkânlarını genişletmesi olarak da okunabilir. Bu düşünce onun "güç istenci" fikrine ve Hıristiyan ahlakını eleştirdiği Deccal adlı kitabına bağlanır. Sözün İngilizce biçimi çeviriye göre biraz değişir.
Bugün bunu şöyle kullanabiliriz: Yıllardır aynı işi yapan ve artık hiçbir şey hissetmediğini söyleyen biri, bu huzursuzluğu nankörlük saymak yerine içindeki büyüme isteğinin sesi olarak dinleyebilir. Belki akşamları bir seramik kursuna yazılır, belki iş yerinde daha önce çekindiği bir sorumluluğu üstlenir. Küçük bir beceri üzerine yenisi eklendikçe kendine güveni de birikir. Burada amaç kimseyi geçmek değildir, dünkü kendinden biraz daha geniş olmaktır. Hayat bazen dinlenmeyi, bazen de zorlanmayı ister. Rahatsızlığın hangisinden geldiğini ayırt etmek bu sözün sorduğu sorulardan biridir.