Toplumun başarısızlıklarını sert bir şekilde yargılayacağına inanan çoğu…
Toplumun başarısızlıklarını sert bir şekilde yargılayacağına inanan çoğu insan, aslında sadece başarısızlıklarını sert bir şekilde yargılayan 1-2 kişiyle (genellikle bir arkadaş veya aile üyesiyle) çevrilidir. Nihayetinde, denemenin ve başarısız olmanın hayatın doğal bir parçası olduğunu anlayan ve sizi hataların üstesinden gelmeye teşvik edecek insanlarla çevrili olmak istersiniz. Eğer bu insanlar şu an etrafınızda yoksa, onları bulmak için çaba gösterin ve mümkün olan en kısa sürede onlarla çevrili olun.
Toplum dediğimiz şey çoğu zaman gözümüzde büyüttüğümüz soyut bir kalabalıktır. Başarısızlıktan korkarken aklımızdaki yüzler ise birkaç kişiyi geçmez. Manson bu korkunun kaynağına yakından bakmayı önerir. Bizi yargıladığını sandığımız "herkes", çoğunlukla bir arkadaşın iğneleyici yorumu ya da bir yakınımızın hayal kırıklığı dolu bakışıdır. Bu bakış, yazarın genel tutumuyla uyumlu. Kusursuz görünmeye çalışmak yerine hatayı olağan saymayı, denemenin ve düşmenin öğrenmenin olağan bedeli olduğunu kabul etmeyi savunur. Bu yüzden çevremizi seçmek de bir tür kendine bakım olur.
Somut bir örnek verelim. Biri küçük bir iş kurmak istiyor ama "ne derler" diye erteliyor. Kendine dürüstçe sorarsa, o "herkes"in aslında annesinin endişesi ile eski bir iş arkadaşının alaycı cümleleri olduğunu fark edebilir. O zaman fikrini, daha önce bir şeyler denemiş ve yenilgiyi anlatmaktan çekinmeyen biriyle paylaşabilir. Girişimcilerin ya da ortak ilgisi olan insanların bir araya geldiği bir topluluğa da katılabilir. Böylece başarısız olursa anlatacağı, onu yargılamak yerine "sıradaki adım ne?" diye soracak biri olur. Eleştiriyi susturmak değil, kulağımızda kimin sesinin yüksek çıkacağını seçmek bu.